22/4/2007 - Sevgili OkuyucularAtatürk çok güzel söylemiş: "Öğretmenler! Yeni
Sevgili Okuyucular
Atatürk çok güzel söylemiş: "Öğretmenler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır." Türk
geleceği elbette öğretmenlerin elindedir. Öğretmenlerin yetiştirdiği gençler hangi
geleceğe koşuyorsa, Türkiye o geleceğe kavuşacaktır. O gelecek bu gençlerin sahip
olacakları meziyetler ölçüsünde parlak olabilir. Öğretmen fedakardır, doğrudur ama,
öğretmen aynı zamanda bir insandır. Asgari ihtiyaçlarının karşılanması esastır. Onu
namerde muhtaç etmeyecek mali politikalar gereklidir. Türkiye'de Atatürk devrinden bu
yana hemen hemen hiçbir zaman öğretmen mali
bakımdan yeterli seviyeye
kavuşturulmadı. Atatürk'ün öğretmeni çok şerefli bir öğretmendir. Atatürk'ün
öğretmenine saygı duymayan hiçbir vatandaşımız yoktur. Atatürk'ün öğretmeni her
gittiği yerde halk ayağa kalkar. Atatürk öğretmene bu itibarı verdi, ona bu şerefi
kazandırdı ki, onun yetişdirdiği gençler uzun süre Türkiye'yi ayakta tuttular. Türkiye'yi
namerde muhtaç etmediler. Ama ne zaman ki, öğretmen itibarını kaybetti, ondan sonra
Türkiye’de düşüş başladı. Düşüş; ekonomik düşüş olsa, çok önemli değildir. Onu çok
kolay kazanırız. Düşüş ahlaki düşüştür. Türk geleneklerinin, göreneklerinin yok
edilmesidir. Türk kültürünün katledilmesidir. Türk kültürünün okullardan kovulmasıdır.
Asıl düşüş budur. Şimdi öyle bir Türkiye'de yaşıyoruz ki, suç ahval-i adiyeden oldu,
yani normal bir hadise haline geldi. Hiç akla hayale gelmeyecek suç çeşitleri doğdu. Suç
her zaman olur, insandır; kızar, sinirlenir, döver, adam öldürür, mecbur olur çalar...
Bunlar normaldir. Ama ahlakın çöktüğünü ifade eden hırsızlık, usulsüzlük,
dolandırıcılık, ırza tecavüz, küçük çocuklara saldırı, haklara saygısızlık... Yani Türk
ahlakının hayal bile edemeyeceği son derece aşağılık suçlar Türkiye'de yaygınlaşıyor.
Bu öğretmensizlik demektir. Bunun başka bir manası olamaz. Öğretmenler ahlakın
aşılayıcısıdır. Erdemli olmayı benimsetendir. Bilgi veren değildir. Öğretmenin bilgi
verme fonksiyonu, insan beyni kayıt aletlerini insan hafızasıyla mukayese edilemeyecek
üstünlükte gerçekleştirdikten sonra bitmiştir. Öğretmenin fonksiyonu artık bilgiyi vasıta
yaparak vatana, millete, devlete yarayışlı nesiller yetiştirmektir. Bayrağına saygılı
nesiller yetiştirmektir. Ve köküne bağlı, soyunun ahlakıyla ahlaklanmış insanlar
yetiştirmektir. Düşünen, arayan, bulan, çözen, tahlil ve sentez yapan, araştıran, konuşan,
tartışan insanlar yetiştirmektir. Bu insanlar “hak yok, vazife vardır” demeseler bile
vazifeyi mukaddes sayarlar. Hakları yeterince ödenmese bile devlete ve millete zarar
vermeyi, hakaret etmeyi akıllarından bile geçirmezler. Öğretmen mutlaka bu yöndeki
görevine döndürülmelidir. Bunun gerektirdiği fedakarlık Türkiye bütçesinin içinde hiç
de önemli değildir. Atatürk döneminde eğitime ayrılan bütçe ne ise bugün de buna yakın
olmalıdır. Bir sınıfta 70-80 kişinin okuması doğmuş çocuğa ceza vermekten başka bir
mana taşımaz. Bunun çocuk artışı gibi veya uydurulan başka şekildeki hiçbir sebep
mazereti olamaz. İstikbali düşünüyorsanız, kayıtsız şartsız önce okul ve öğretmen, sonra
iktisadi kalkınma gelmelidir. Öğretmene kendi asli vazifesini vermek, yani ahlaklı
nesiller yetiştirme vazifesinde ona en büyük imkanları bahşetmek gerekir. Ona yardımcı
olmak gerekir. Ona saygılı olmak gerekir. Onu başüstünde tutmak gerekir. O geçerken
gerçekten ayağa kalkmak gerekir. Şimdiki nesil içinde öğretmeninden bu şekilde ahlak
almış insanlar elbette pek çoktur. Olmasa zaten Türkiye çok daha kötü olurdu.
Öğretmeni yetiştirmede hem metod hem kaynak meselemizi mutlaka çözmeliyiz.
Bütün fedakar öğretmenlerimize sonsuz saygılar.
Tanrı Türk’ü Korusun.
Prof. Dr. Turan Yazgan
|